Çay

521930_614946425185384_963846429_n

Sohbetlerin olmazsa olmazı…

Okumanın, düşünmenin ve hissetmenin gücünü arttıran…

İnsanı insan olduğu için sevdiğimizi anlarız ya bazen,  işte o anlarda masada duran demli bir çay sayesinde bu sevgimizi keşfetmişizdir. Çay, halkın ortak noktalarından birisi olduğu için bizi birbirimize bağlar. Başbakan ayran dedi ama bizim milli içkimiz çay! Türkiye halklarının sudan sonra en fazla tükettiği içecek, belki de sudan daha fazla içiyoruz.

Leyla ile Mecnun dizisinden sonra gençler de artık çay içmeye başladı. Diziyle beraber Facebook’ta yapılan çay edebiyatı giderek arttı.  Dizi çayı özendirdi diyebilirim, Erdal Bakkal sağolsun.

Nargile, tavla ve bilumum güzel aktiviteler çaysız asla olmaz.

Çay üzerine bazı yazarlardan sözler buldum paylaşayım şuracıkta ;

‘ve oturdu mu bir masaya
…hakkını verir çay içmenin..’
-cahit zarifoğlu

‘iki çay söylemiştik orda biri açık
keşke yalnız bunun için sevseydim seni..’
-cemal süreya

‘ama bu kente gelirsen unutma beni ara,
sana bir çay ve temiz yaralar ısmarlarım..’
-osman konuk

‘hadi iç de çay koyayım..’
-âh muhsin ünlü

Çay bardağı da benim için önem arz eder. Katran gibi çayı taşıyan vefakar dostlardır onlar. En meşhuru Erzurumludur. Turkcell’in bir reklamından aklımdan kalmış. O reklamdan sonra çay bardaklarının da bir ruhu olduğuna inandım. Aslında bütün eşyaların bir ruhu var be! Yanlış hatırlamıyorsam mesela Fransa’ da eşyalarla evlenebiliyor insanlar. İnsanoğlunun meta’ya olan tutkusu böyle bir şey.

Çay tavsiyesinde bulunacak olursam ;

Kaçak çaydan vazgeçmeyin, liptondan uzak durun. Türk çayı iyidir. Seviyorsanız Çaykura devam edin. Istıkan çayı veya Ahmet tea’ yi çok iyi buluyorum ama sizler için ideal olmayabilir. Aramaya inanın, farklı çaylar deneyin. Mesela Çin çayı güzeldir. Kettle denilen o aletten uzak durmanızı tavsiye ederim. Çay tutkunları güzel bir çaydanlıkta demlenen çayın değerini iyi bilirler. Neyse çok konuştum, afiyetle kalın :)

kişisel yazılar içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Özgürlükler, internet ve değişim

22851975

İnternet ve değişim

Yolsuzlukların olduğu bir Türkiye’de yol yapılır mı ? diye soruyordu başbakan. O zaman ben de ” ileri demokrasi ”  diyenlere soruyorum ;  özgürlüklerin olduğu bir ülkede yasaklamalar olur mu ? Cevabı farklı konular üzerinden rahatlıkla verilebilecek bir soru. Bir kısmımız bazı gerçekleri kabul etmese de doğru cevabı hepimiz biliyoruz aslında. Değişim konusuna gelmek istiyorum. Değişim yaşıyoruz, her an her saniye. Küresel çaptaki değişim dalgasından Türkiye de nasibini alıyor. Mesela Arap baharını gördük, insanlar özgürlükleri uğruna devrim yaptılar ve birçok ülkede rejim değişti. Bu kolay olmadı, binlerce insan bu uğurda yaşamını yitirdi. Arap baharında sosyal medya önemli bir rol oynadı. İnsanların örgütlenmesi Twitter aracılığıyla sağlandı ve devrimlerin fitili ateşlendi. Devrime yasaklamalar engel olamadı. Bir hükümetin sosyal medyayı yasaklamaya çalışması kendi ayağına kurşun sıkmasından başka bir şey değil. Hatırlatmakta fayda görüyorum ;  Kaddafi, Twitter’ı yasakladıktan 1 ay sonra, Mübarek 18 gün sonra devrildi.”

Youtube da gitti! 

Hay bin kunduz! Dün bir facia daha yaşadık. Bu yaşadığımız facia Türk internet dünyasının yaşadığı ilk facia değil tabii ki. Dışişleri bakanı, mit müsteşarı ve bir generalin ortam dinlemesi yapılarak oluşturulan kaydı birileri tarafından internete sızdırıldı. Bu daha da dehşet verici bir şey. Devlet sırrı olan bir görüşmenin birileri tarafından dinlenmesi devletin ne kadar kötü bir hale düştüğünün göstergesi.  Bu ”birileri” dediğim kişileri anlamışsınızdır. Youtube meselesine tekrar gelirsem. Bu kayıtların Youtube’ a yüklenmesinden sonra devlet, mahkeme kararı olmadan siteyi engelledi. İnternetin toptan kapatılacağı günlere az kaldığını düşünüyorum. Kim bilir, belki ilerde elektriğe de yasak gelir. Bekleyip göreceğiz.

Sosyal Medya içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , | 5 Yorum

Twitter

BjPe58cIMAEGEiQ

İleri demokrasimizin gereği olarak dün gece Twitter kapatıldı. Millet, Marsta yaşama yollarını araştırıyor. Bizim devletimiz hala Twitter’ ı sansürlemekle uğraşıyor. En alakasız adam bile DNS değiştirmeyi, vpn kullanmayı biliyorsa desenize sansürde çağ atlamışız. Ama yanlışlıkla ortaçağa atladık. :)

Her şeyi geçtim de böyle saçma sapan yasaklarla tüm dünya’ya rezil oluyoruz. Millet bizimle dalga geçiyor bildiğin. Batı dünyasının eğlencelerine meze olduk. Başbakanımız sağolsun. O her şeyin en iyisini, en güzelini bilir. En demokrat, en süper insan o. Geçen seçmene ışıklı top atıyordu, insanların eğlencesini de düşünüyor.

İşin şakası bir yana bu yasaklardan rahatsız oluyorsak (ki oluyoruz) büyük tepkimizi sandıkta vermeliyiz. (Malum partiye oy vermemek mesela) bu saatten sonra sokaklarda verdiğimiz mücadelenin pek etkili olmayacağını düşünüyorum. Özellikle gençlik bu tarz yasaklamalardan oldukça rahatsız. Gençlerin, bu güç imparatorluğunu ve dikta rejimini yıkacağına inanıyorum. Haydi selametle!

Sosyal Medya içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın

Çanakkale şehitlerine

canakkale-zaferi

şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar…
o, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,

yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor;
bir hilal uğruna ya rab, ne güneşler batıyor!

ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhid’i…
bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi…

sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“gömelim gel seni tarihe!” desem, sığmazsın.

herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab…
seni ancak ebediyyetler eder istiab.

“bu, taşındır” diyerek kabe’yi diksem başına;
ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle,
kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
yedi kandilli süreyya’yı uzatsam oradan;

sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,

türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

sen ki, son ehl i salibin kırarak savletini,
şarkın en sevgili sultanı salahaddin’i,

kılıç arslan gibi iclaline ettin hayran…
sen ki islam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

o demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

sen ki; asara gömülsen taşacaksın… heyhat,
sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat…

ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
sana ağuşunu açmış duruyor peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

edebiyat içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın

Ekonomi zirvesinden notlar

rpi-cpi-cpiy-sept-2011

İstanbul Üniversitesi iktisat fakültesi iktisat kulübünün ekonomi zirvesinden notlar ;

Kitap tavsiyeleri ;

The origin of wealth -Eric D. Beınhocher

Why nations fail – Davon Acemoğlu- james a. Robinson

Notlar ; 

- İstikrarın kişiye bağlı olması büyük bir risktir. İstikrarın kurumlara aktarılması gerekir.

Fed ve Gelişen Ekonomiler ; 

2008-2014 arasında uygulanan parasal genişleme ile yaratılan likidite bolluğu fonlama maliyetlerini düşürdü. Ulusal paralar değerlenmiş, artan sermaya girişi ile gelişen ekonomiler gelişim ve büyüme trendine girmişlerdir.

Fed’in varlık alımları politikası gelişen ekonomilerdeki krizi zamana yaymıştır.

2013 son 2 çeyreğinde ABD ekonomisindeki iyileşme, fed piyasaya verdiği 85 milyar $ lık fonlamayı azaltacağını açıkladı. Bu karardan sonra diğer ülkelerdeki piyasalar etkilendi.

Tapering ve gelişen ekonomiler ;

Tapering etkileri ;

- Ulusal paraların dolar karşısında değer kayıpları

- faiz artışı

- enflasyon ve işsizlik

- büyümede azalma

- Fonlama maliyetinde artış

*** GE kırılganlık göstergelerinde Türkiye en kırılgan ülke olarak saptanmıştır.

Bunun nedenleri ;

-Dış borç / cari açık / enflasyon / döviz rezervi/ kredi artışı/ kamu borcu

Politik risk fiyatlaması zor bir hikayedir. Siyasi karışıklık sonucu risk primi yükselmektedir. Yatırımcı yatırım yapacağı ülkenin istikrarına bakar. Türkiye’nin yapısal cari açığının fazla olmasına rağmen büyümeye devam ediyor. Dünyada etkili olan görüş neoklasik politikadır. Bu bir taraftan para basıp diğer taraftan faizleri düşük tutmaktır.

Çin merkez bankasının krize dahil edilmemesinin nedeni çin ekonomisinin kendi içinde bir ekonomi olmasıdır. Çin ekonomisinin etkileri kendi içinde ve çevre ülkelerde yoğun olarak hissedilmiştir.

Politika notları ; 

Türkiye’de kimlik temelli ayrışmalar ve kimlik temelli birleşmeler vardır. İttihat ve terakki osmanlıyı elinde tutmaya çalışırken milliyetçi bir politikayla kurtuluşa gideceğini düşünmüştür. Ermeni tehciri de bununla alakalıdır. Bu politika Abdülhamid için dini aidiyet de içerir.

1921 anayasasında muhtariyet vardır. Kürtlerin kendi kendilerini yönetme hakkı doğmuştur. Daha sonra bu politikadan vazgeçilmiştir. Muhtariyet hakkı geri alınmıştır. Sebebi bu politika ulus-devlet projesine uymamıştır.

Küresel ekonomik enerji sektörü savaşlarla canlanmıştır. Birinci dünya savaşı buna örnektir.

Türkiye’nin gerçek bir demokrasiye ulaşamaması farklı kimliklerin kabul edilmemesinden kaynaklanmaktadır.

ekonomi içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın

İsyan günlerinde bir yazı

devrimcigenclik

İsyan günlerinde, şöyle desek daha doğru olur ;  isyan etme eğilimlerinin yükseldiği şu günlerde yazmak istiyorum. Toplumun alt, üst, orta vb kısaca her tabakasından insanın yaşadığı o güçlü duyguyu genelleştirip izah etmek tabii ki üzerime vazife değil. Sadece biraz açıklamak, özellikle politik alanda zuhur edeni fikirlere sunmak istiyorum.

Bazı kavramlar vardır ki iç içe geçmiştirler. Bunların ayrıma tabi tutulması gerekir. Kek yapmadan önce nasıl yumurtayı sarısı ve beyazı olarak ayırıyorsak işte bazı kavramları da incelikle ayırmalıyız. Kavramdan kastım temel söylemlerin ardından gerçekleşen siyasi fiillerin kimlere yönelik olması gerektiği hakkında.

Biraz bürokrasiden bahsedelim ; 

Bürokrasi, devlet olgusuyla ortaya çıkan ve sosyal bilimciler tarafından üzerinde en çok araştırma yapılan ve tartışmaya konu olan bir kavramdır. Fransızca’da “büro” (bureau) ve “krasi” (cratie) kelimelerinin birleştirilmesinden oluşmuş bir kavramdır. 

büro: masa ya da memurların çalışma odası,
krasi: egemenlik anlamındadır.

buna göre, bürokrasi, “memurların egemenliği” anlamına gelir. Bürokraside işler ast-üst şeklinde yürür. Karmaşık bir ilişki vardır. İnsanların kurumlara olan bağlılıkları, kurumların kurumlara olan bağlılıkları şeklinde bir zincir oluşturarak devam eder. Bürokraside ilişki genel itibariyle ;  disiplinlere bağlı, temel prensipleri benimsemiş kişilerin, kurumların vb etkileşimleriyle hayat bulur. Bu sistem çok az ülkede düzgün işlemektedir.

Türk bürokrasisine gelirsek, maalesef sorunları oldukça fazla. Sorunların çok fazla sebebi var. Devlet kadrolarının siyasallaşması bu sorunlardan sadece birisi. Yargının siyasallaşması, hukukun üstünlüğü ilkesinin durmadan çiğnenmesi ülkemizde şaşırılmayacak durumlardan bir tanesi. Güçlünün yanında olan bir yargı var. Yargının kirli oyuncuların elinde oyuncak olması adaletin tecelli etmesine engel oluyor. Artık Türkiye’ de insanların hukuk’a inancı da kalmadı. Ülkedeki hukuksuzlukları gören halkın güveni büyük ölçüde sarsıldı.

Ses-kayitlari-toplumu-nasil-etkiledi

Ses kayıtları ve son olaylar hakkında ; 

Son dönemde çıkan ses kayıtları, gelenekselleşmiş ismiyle tapeler şok etkisi yarattı. Hükümet- cemaat savaşının önemli enstrümanlarından olan bu tapelerin halk üzerindeki etkisi oldukça fazla oldu. Montaj tartışmaları bir yana dursun toplumun ciddi bir kesimi ses kayıtlarına inandı. Bence inanmak istemeyen insanların sayısı daha fazla.

Ses kayıtlarını dinleyenler bilir o kayıtlarda çıkan pisliklerin haddi hesabı yok. Medyaya müdahalelerden tutun da bakanların eksik rüşvet isyanına kadar her şey mevcut. Şu andaki mevcut hükümetin tamamen çamura bulanmasının halkta oluşturduğu tepki az buz değil. Eee tabii böyle olunca insanların meydanlara inip demokratik bir tepki vermesinden daha doğal ne olabilir ? Halkın demokratik bir hakkı olan protestoların engellenmesi dikta rejimine gittiğimizin bir göstergesi.

Bio2HgTCYAEWnWu

Başbakan hakkında ; 

Başbakanın sert uslubü, kamplaştırıcı ve ayrıştırıcı politikaları bugünlerde meyvelerini vermeye başladı. Bu meyvelerin zehirli meyveler olduğunu söylemekte fayda var. Başbakan sadece kendi tabanını halktan sayıyor, diğer kesimdeki insanları tabiri caizse adam yerine koymuyor. AKP’ye oy vermeyen insanların onun gözünde vatan haini statüsünde olduğunu düşünmeye başladım. Bu süreçte vatan sevgimi sorguladım, düşünün işin boyutunu :)

Başbakanın ;  sen alevisin, sen teröristsin, sen alkoliksin, sen gezicisin, sen chp’lisin, sen şöylesin, sen paralelcisin vb vb şeklindeki yorumlarından anlamak mümkün. İktidarın, kendinden olmayan insanları ötekileştirerek uyguladığı politikalar ilerde çok vahim sonuçlar doğurabilir. Hükümetimizin geziden ders çıkartmış olmasını isterdim. Maalesef bir gram ilerleme yok.

Başbakan ve Vicdan

Berkin Elvan’ın cenazesinden sonra başbakanın en azından bir başsağlığı dilemesini bekledim ama nafile. Recep bey vicdanını da kaybetmeye başladı sanırım. Katıldığı canlı yayında berkin elvan’ ın ölümünü borsa üzerinden yorumladı. Ben hayatımda bu kadar vicdansızlık görmedim arkadaş. Yemin ediyorum izlerken kanım dondu. Bir insan ölmüş sen dolardan, pariteden, borsadan vs bahsediyorsun. Orada gazeteciyi de eleştirmek lazım. Öyle soru sorulur mu ? Biraz insanlık, biraz haysiyet olmalı insanda. Ama bunlarda insanlık ve vicdan ne gezer ?

Ölüm ayırmak kadar kötü bir şey olamaz. Ölümlerin sonuçları farklı değil, gözü yaşlı anne babalar kalıyor geride. Dün Burakcan kardeşimiz Okmeydanı olaylarında hayatını kaybetti mesela. Allah rahmet eylesin. Şimdi soruyorum bu ölümleri ayırmak bize yakışır mı ?  iki tarafa da üzülmek, başsağlığı dilemek gerekmez mi ?  Sonuçta bu insanlar bu vatanın evladı. İkisi de çocuk. Halkın yüreğinin biraz serinlemesi için katiller derhal bulunmalı ve gereken ceza verilmeli. Toplum olarak rahat bir nefes alalım artık!

nuce_11092013-192141-1378920101.52

Son olarak ; 

Provokasyonun bol olduğu şu zamanlarda sokağa inmenin yararlı olmayacağı kanaatindeyim. En azından yerel seçimlere kadar ortalığın karışması her zamanki gibi birilerinin ekmeğine yağ sürecek. Antidemokratik bir ülkede yaşadığımızı unutmadan davranmamız bizim yararımızadır. En büyük tepkimiz vereceğimiz oydur. Bir oyumuz var ona sahip çıkalım dostlar. Öbür türlü devrim hayalleri suya yazılan bir yazı gibi.

Neyse çok konuştum, haydi selametle!

siyaset içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Berkin

1901441_10152263637114732_774990421_n

15 yaşında bir fidan..

Sadece çocukluğunu yaşamaya çalışıyordu, ekmek almaya giderken başından vuruldu.

Devlet tarafından katledildi tıpkı Ali İsmail abisi ve diğerleri gibi.

268 gün yoğun bakımda kaldı, 16 kiloya düştü.

Adalet terazisinde 16 kiloluk bir çocuk diğer tarafta eli kanlı yöneticiler vardı.

Berkin terazide ağır geldi, çünkü mazlum olan, acı çeken oydu.

Her gün yeni bir umutla uyanmasını bekledik ama olmadı.

Acılara dayanamadı ve bu dünyadan göç etti. Ruhu şad olsun.

Berkin’ im sen rahat uyu, katillerinden hesap soracağız. Melekler seninle olsun güzel çocuk…

 

toplum içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Osmanlı tablolarının canlandırılması

18 ve 19. yüzyıl Osmanlı’sında çizilmiş tablolar 3D teknolojisiyle yeniden canlandırıldı. Bunların arasında Ahmet Hamdi Bey’in ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı tablosu da dahil 30 farklı tablo var.

sanat içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Kamu görevi

“kamu görevi yurttaşların en başta gelen işi olmaktan çıktığı ve yurttaşlar kendileri çalışacak yerde, paralarıyla hizmet görme yolunu seçtikleri zaman, devlet yok olmaya yüz tutar. savaşa mı katılmak gerekiyor? yurttaşlar paralarıyla asker tutar, kendileri evlerinde otururlar. toplantıya mı katılmak gerekiyor? o zamanda milletvekillerini seçer yine evlerinde otururlar. tembelllikleri onlara sağlasa sağlasa, yurdu köleliğe sürükleyecek paralı askerlerle, onu satacak temsilciler sağlar.”

Jean-Jacques Rousseau- Toplum Sözleşmesi

Alıntı | tarihinde yayımlandı by | Tagged , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın

Hypersoar

HypersoarBlueSky

Amerika Birleşik devletleri tarafından halen geliştirilmekte olan yüksek teknoloji bir savaş uçağıdır. Uzay’a girip çıkabilme özelliği vardır. ABD’den havalanıp hiç hava ikmali yapmadan dünyanın herhangi bir noktasını bombalayacak kapasitededir. Uçak gerçekten çok hızlı olup kendini AIM-120 lerle koruyabilir.15 nükleer bomba taşıma kapasitesine sahiptir. Hava Kuvvetleri adı Awacs 444 tür.

Üretilmesi durumunda hava savaşına yeni bir boyut kazandırması beklenmektedir. Pentagon, krizden dolayı uçağın üretiminin aksadığını duyurmuştur. 3. dünya savaşı ne zaman çıkar bilinmez ama bu uçak, savaştan önce üretilirse savaşın kaderini tek başına bile büyük ölçüde etkileyeceğe benziyor. Beni en fazla heyecanlandıran ve en gizemli uçak kesinlikle hypersoar. 

NEU20

Ayrıca, yapılamamasının sebeplerinden birisi de  hala çözülemeyen yapısal sorunlarının mevcut olması. 

hypersoar2_diag

- Teknik Özellikler -

Azami hız(km/s): 10780 (10 Mach- Saniyede 3 Km)
İrtifa(ft): 130.000
Menzil(km): 27.353
Gizli Kanat genişliği(mt): 25
____________________________
Kaynak : forum siteleri, vikipedi
teknoloji içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın