Son yıllarda fiyatların arşa çıkmasıyla toplumumuzun sadece makam aracı olarak gördüğü otomobil markalarının başında gelen Mercedes-Benz’in tarihte yaşadığı gelişim- değişim ve dönüşümleri, kendi araştırmalarım ve yaşımla orantılı olarak 2000 sonrasında ve özellikle son dönemde otomotiv pazarında yaşananlarla ilgili ufak da olsa gözlemlerimi aktarmak istiyorum.
Kredi kartlarımızın asgarisini ödediğimiz ve kartlara takla attırmaktan taklacı güvercine dönüştüğümüz bu zor zamanlarda ulaşmamızın ancak dünya dışı yaşamın yardımıyla olacağı bir araba markası; Mercedes. Mercedes’in ülke kültüründe ikonik ve önemli bir yer tuttuğunu, ilyas salman’ın başrolünde yer aldığı 1992 yapımı Sarı Mercedes filmiyle anlıyoruz.
Ülkemizde özellikle mercedes sevdalısı gurbetçilerimizin her sene yurdum toprağına mehter marşları ve kornalarla giriş yaptığı bu premium segment otomobil markasını genel bir biçimde incelemeye başlayalım;
Tarihsel gelişimi;
Otomotiv endüstrisinde lüks ve yenilikle eş anlamlı bir marka olan Mercedes-Benz, bir asırdan fazla süren zengin bir tarihe sahiptir. İşte kısa bir genel bakış:
- Markanın ilk oluşumu: Mercedes-Benz’in tarihi, iki öncü mucit olan Gottlieb Daimler ve Carl Benz ile 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanmaktadır. Carl Benz, 1886’da Benz Patent-Motorwagen olarak bilinen benzinli içten yanmalı motorla çalışan ilk otomobilin patentini almakla tanınmıştır. Aynı zamanda Gottlieb Daimler, Wilhelm Maybach ile birlikte kendi motorlu aracını geliştirmiştir.
- Birleşme: 1926’da iki şirket birleşerek Daimler-Benz AG’yi oluşturdu ve “Mercedes-Benz” marka adı yaratıldı. “Mercedes” adını, Daimler-Motoren-Gesellschaft’ın önemli bir destekçisi olan Avusturyalı diplomat ve otomotiv tutkunu Emil Jellinek’in kızı Mercedes Jellinek’ten almıştır.
- İlk Yenilikler: Mercedes-Benz otomotiv teknolojisinin ön saflarındaydı. 1924’te dört tekerlek frenli ilk otomobil, 1936’da ilk dizel binek otomobil ve 1959’da çarpışma güvenliği için vuruşma bölgelerine sahip ilk otomobil dahil olmak üzere birçok ilki tanıttılar.
- Savaş Sonrası Dönem: II. Dünya Savaşı’ndan sonra Mercedes-Benz yeniden yapılanmaya odaklandı. 1950’lerde markanın savaş sonrası canlanmasında önemli rol oynayan “Ponton” otomobilleri gibi modeller tanıtıldı. 1954’ten 300SL “Gullwing” lüks ve performansın ikonik bir sembolü haline geldi.
- Modern Dönem:
- 1960’lar-1970’ler: Lüks sedanlar için standartları belirleyen S-Serisi tanıtıldı.
- 1980’ler: W126 S-Serisi hava yastıkları ve ABS gibi yenilikler getirdi.
- 1990’lar: C-Serisi ve M-Serisi Mercedes’i yeni pazar segmentlerine genişletti.
- 2000’ler: Pre-Safe gibi özellikler ile güvenliğe vurgu devam etti ve hibrit ve elektrikli araçlara doğru bir geçiş oldu.
- Son Gelişmeler: Mercedes-Benz, elektrikli araçlara doğru ilerliyor
Otomotiv dünyasında öncülüğünü Tesla’nın yaptığı elektrikli araba macerası etkili bir sonuç vererek diğer markaların da bu konuda olumlu adımlar atmasına sebep oldu. Birçok büyük otomotiv markası kendi elektrikli araçlarını yapmaya başladı. Pandemi’den sonra elektrikli araçlara olan ilgi daha çok arttı ve neredeyse elektrikli arabası olmayan marka kalmadı diyebiliriz. Bu sürece küresel ısınmaya karşı fosil yakıt kullanımının azaltılması da katkı sağladı. İlk çıkan elektrikli araçlarda menzil düşüktü ve araçla ilgili genel bir belirsizlik vardı. Pil teknolojisi ve batarya fabrikalarının geliştirilmesiyle elektrikli araçların menzili şu anda hiç fena değil. Tek tük olan araç şarj istasyonları artık binlerce sayıya ulaşmış durumda. Hem yakıt tüketimi hem de araç şarj istasyonlarına kolay ulaşılabilir olması elektrikli araba almayı cazip kılan nedenlerden birisi. Ne yazık ki ülkemizdeki ekonomik zorluklar ve araçlara uygulanan vergi politikası araba almayı imkansız hale getiriyor. Otomobil markasından daha yüksek kâr etmek Dünya’da bir tek bizim ülkemize mahsus. Eşi benzeri olmayan absürt bir olay.
Benzin ve motorinli araçlardan elektrikli araçlara geçiş şimdilik çok düşük olsa da ilerde yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması ve bu sayede enerji fiyatlarının düşmesi elektrikli araçlara ilgiyi arttırabilir. Küresel iklim sorunları öne sürülerek markaların fosil yakıtlı araba üretmesinin tamamen yasaklaması gibi bir olay olursa elektrikliye geçiş beklediğimizden çok daha hızlı olabilir. Elektrikli araçların trafikte %50 üzerine çıktığı bir senaryoda ülkemizdeki tüm oto sanayi değişim geçirmeye başlar, mesela; silecek arızası için motoru indirmeyi teklif eden dolandırıcı oto ustaları da yavaş yavaş depoya kaldırılır diye düşünüyorum.
Araçların daha teknolojik ve otonom hale gelmesi şüphesiz insan hayatını daha kolay bir hale getirecek ama tüm bu dijitalleşen araç macerasında elektrikli ve internete bağlı arabalar uzaktan müdahaleye açık hale gelecek. İlerleyen yıllarda arabaların hacklenmesi gibi bir durumla karşılaşabiliriz.
Kategoriler:teknoloji


